Uruç Şarkıları: Meredith Monk Söyleşisi

Meredith+Monk+Ascension

 

Meredith Monk, ses sanatçısı, besteci, dansçı, koreograf, yönetmen ve film yapımcısı, 1960’lardan beri disiplinler arası çalışmalar yapıyor. Aşağıdaki metin, Vivien Schweitzer’ın Meredith Monk’un video sanatçısı Ann Hamilton ile birlikte yaptığı “Songs of Ancension” adlı çalışması üzerine yaptığı bir röportajdan alınmıştır.

Çeviri: Nalan Kurunç

 

VIVIEN SCHWEITZER: Bir Budistsin. Peki, Budist olman Songs of Ancension’a yaklaşımını nasıl etkiledi?

MEREDITH MONK: Budizmde örneğin Budist stupası tavaf etmek gibi çeşitli gelenekler vardır. Diğer dinlerde kutsal mekânların neden sanki hep gökyüzündeymiş gibi tasarlandığını düşünürdüm. Bu parçanın sonunda gerçekten toplu ayin yapıyoruz ve yükselen bir motif var. Koro onu alıyor, oktavı arttırıyor ve her şey yükseliyor! Sonunda da yere yattığımızda ironik bir ayrıntı var. Seyircinin aşağıdan bize bakarken, bizim de zeminden yukarı onlara bakmamız fikri ki bu aynı zamanda gerçekliğin aniden tepetaklak olması demek.

Çalışmalarımda canlandırmalara yer vermeyi hiç sevmiyorum, bu sebepten İsa’nın yükselişini canlandırmak gibi bir fikirden uzak durdum. Bir geçit ya da merdiven kullanmamamızın nedeni bu. Biz sadece müziğin kendini anlatmasına izin vermeye çalıştık. Songs of Ancension tek bir anlatı unsuru olmayan oldukça soyut bir çalışma. Ann Hamilton da ben de, çalışmayı, insanı oldukça saran bir deneyim haline getirmeye çalıştık. Hamilton’ın video kayıtları dinleyiciyi merkeze alıyor, böylece kendinizi gerçekten ritüelin bir parçasıymış gibi hissediyorsunuz.

VS: Peki, bu her şeyden önce kişisel bir çalışma mı?

MM: Hayır, öyle diyemem. Bir bakıma nesnel ve zamansız bir yapıda, tıpkı sürekli tekrarlanan ve sonsuza kadar süren bir ritüel gibi. Böyle bir kesinliği var.

VS: Çalışmanla dinleyicilere vermek istediğin şey nedir?

MM: Hem coşkulanmalarını hem de canlanmalarını istiyorum. Oldukça büyüleyici zamanlarda yaşıyoruz, bu da hem göze hem de kulağa doğrudan deneyimler yaşatma olanağı veriyor. Çalışma umarım insanların ruhunu besleyecek. Canlı performansları çağımız açısından çok değerli buluyorum. Zira bu evdeyken Netflix’e bakmaktan farklı bir şey; önünüzde iki saat boyunca performans yapan bir topluluk var. Böyle bir çağda, dinleyicilerle performansçılar arasındaki enerji alış verişi çok benzersiz ve sıra dışı bir deneyim, ben de buna inanıyorum.

VS: Müziğin kimi zaman minimalist olarak nitelendiriliyor. Bu tanıma katılıyor musun?

MM: Nefret ediyorum. Çok kızıyorum. Kesinlikle katılmıyorum. Çünkü demek ki, insanlar ne yaptığımı duymak için kendilerini yeterince müziğime vererek dinlemiyorlar. Müziğimi harekete geçiren şey minimalistlerden çok farklı. Minimalistler çoğunlukla sözsüz eserler veren bestecilerdi. Konservatuvara gidip, 19. Yy formlarını öğrendikleri gerçeğine isyan ediyorlardı. Bense bir ses sanatçısıyım ve folk müzikten geliyorum. Ses, çok esnek, kinetik ve karmaşık bir enstrüman. O sebepten, sesimle maksimum düzeyde bir şey yaptığımı düşünüyorum.

VS: Yeni nesil ses sanatçıları son derece donanımlı. Sence bu yaptığın müziği seslendirmelerine yardımcı oluyor mu?

MM: Hayır, hatta bunun onları bir parça engellediğini düşünüyorum. Bana göre birlikte çalıştığım grubun her zaman kendine has bir tarzı oldu, çünkü benimle büyüdüler, dolayısıyla söz dağarcığıma çok da yabancılık çekmediler. Sesleri kesinlikle eşsiz, kendilerine has renkleri ve tınıları var; insanları seçerken bu bireyselliğe bakıyorum. Fakat çok donanımlı biriyle çalışıyorsanız, yaptığınız iş biraz sıkıcı bir hale geliyor, herkesin aynı sese ve aynı türden yaklaşıma sahip olması yani. Bu anlamda, müziğimi seslendirmek için yeterince donanımlı olmadıklarını düşünüyorum.

Bugün ses sanatçıları donanımlı olmak için yetiştiriliyorlar: sizden, önce erken dönem Avrupa müziği sonra da bir opera sanatçısı gibi şarkı söylemeniz bekleniyor, ama hiç kimse şöyle demiyor, “nasıl bir sesin var, senin sesin, yalnızca senin.” Ama onların bir kabahati yok. Çok zor bir dünya ve geçinmek için her şeyi yapabilmeleri gerekiyor.

VS: Uzunca bir süre kendi grubunun dışından birilerinin çalışmalarını performe etmesinden rahatsızlık duydun. Ama kısa bir süre önce arşivini New York Halk Kütüphanesi Performans Sanatları’na bağışladın, Boosey ve Hawkes’le bir takım çalışmalar yayınladın ve master class dersleri veriyorsun. Bu artık serbest hareket etmekten mutluluk duyduğun anlamına mı geliyor?

MM: Çalışmalarımı öğretebildiğim, kendimi daha rahat hissettiğim zamanlarda, canlıyım. Şarkılarımı benim algıladığım biçimde söylemeyen insanlar beni oldukça tedirgin ediyor. Böyle bir tane vardı, berbattı, hiç ısınamamıştım, tam bir kâbustu. Müziğimi seslendirmenin değişmez kuralları var. Sayfada gördüğünüz şey, kesinlikle elde edeceğiniz şey değil. Bunlar kâğıda aktarması zor kurallar ve canlı olsun olmasın müzik dünyasında fark yaratıyor.

Meredith Monk: Songs of Ascension

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s